30 Ekim 2009 Cuma

AĞVA, ŞİLE
















































Ağva
, İstanbul'un yanı başında, doğanın bütün hünerlerini sergilediği bir yeryüzü cenneti... Ağva, yemyeşil bir ormana yaslanmış, masmavi bir denize yüzünü dönmüş, iki nehir arasında kalmış bir doğa harikası....

Ağva bir yanında Yeşilçay, diğer yanında göksu dereleri, yeşilin binbir tonunu içinde barındıran ormanları ve Karadeniz' e bakan altın sarısı kumsallarıyla bir yer yüzü cenneti...
Ağva muhteşem doğası, kumsalı, denizi, yürüyüş alanları ile ziyaretçilerine kusursuz bir tatil imkanı sunuyor...
Her geçen gün yenilenen ve ziyaretçilerine daha temiz, daha güzel imkanlar sunan Ağva' da tatilin keyfini çıkaracaksınız...
Ağva İstanbulla iç içe olmasına rağmen doğallığını kaybetmemiş ve özellikle yaz dönemlerinde göz dolduruyor...
Ağva son 1 yıldır otel ve pansiyon bakımından oldukça gelişti, şu an 20 ye yakın tesis ve birçok pansiyon bulunan ağvada gün geçtikçe turizm alanları ve konaklama merkezleri artmaktadır

NASIL GİDİLİR


Şile'ye ulaştıktan sonra; iki seçenekle Ağva'ya gidebilirsiniz;
Birincisi, sahil yolu; Şile Çayırbaşı'ndan iki yol ayrılıyor. Sahil yolu, Kabakoz, Akçakese yolunun devamında karşınıza Şuayipli çıkacak, İsaköy dönüşüne geldiğinize Ağva tabelaları size çok yardımcı olacaktır.
Şile' den Ağva'ya ikinci yol güzergahı ise;Çayırbaşı'ndan, Teke köyüne giden yolu takip ettiğinizde Teke,Gökmaslı ve İsaköy istikametinin devamında Ağva'ya ulaşabilirsiniz.
Gebze tarafından ulaşım için;Mollafenari istikametine doğru gidin. Tem yolunu takip edin, soldan Teke yoluna sapıp, Yağcılar, Değirmençayın yolunu takip edin. Teke'ye geldiğinizde sağdan İsaköy yoluna sapın ve Ağva'dasınız.
İzmit tarafından ulaşım için;Kandıra otobanı ile ilk önce Kandıra,Akçaova ve sonra Ağva karşınızda olacak.
Karadeniz bölgesinden ulaşım için ise; Akçakoca yolunu takip ederek ulaşabilirsiniz.
Eğer Ağva'ya ulaşım için otobüs kullanacaksanız Haremde iett otobüslerinin kalktığı yerdeki yazahanemizden her saat başı kalkan otobüslerle; önce Şile'ye ardından da Ağva yoluna girerek yolculuğunuzu tamamlayabilirsiniz

NE YENİR

muhteşem Ağva manzarasında balığın her türlüsünü yiyebilir,Ağva'ya has yöresel yemeklerdende tadabilirsiniz

AĞVA'DA NELER YAPABİLİRSİNİZ


-Mavi ile Yeşilin buluşmasına tanıklık edebilirsiniz.
-Ağva'nın Muhteşem doğasını keşfederek doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz.
-Yeşilçay ve Göksu derelerinde sandal sefası yapabilirsiniz.

TARİHİ

Ağva beldesi, Roma, Ceneviz,Bizans egemenliklerine girmiştir. Osmanlı döneminde önemli bir Rum nüfusu varmış. Milattan önceki yüzyıllarda, M.Ö 5. ve 7. yüzyılda, Ağva ve yakınlarında yerleşim bulunduğuna dair kanıtlar ele geçmiştir. Kalıntılar; Hitit ve Friglerin de bölgede yaşamış olduğunu gösterir. Başta Yeniköy olmak üzere çevre köylerde, Roma ve Bizans dönemine ait kalıntılar bulmak mümkündür.

Ağva'nın tarihte bilinen ilk konukları Hititler olmuştur. Daha sonra Frigler, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar gelmiştir. Tarihi M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzanan Ağva'da, Hititler'e ve Frigler'e ait kalıntıları, ayrıca Roma ve Bizans döneminden kalan kilise kalıntılarını, mezar taşlarını görmek mümkündür.

WikiPedia

ASSOS










































Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Assos yani Behramkale köyü, bilinen 3000 yıllık tarihiyle insanlığın en eski yerleşim merkezlerinden birisidir. Doğasıyla, deniziyle ve tarihiyle önemli bir turizm beldemiz olan köy, yerli ve yabancı turistlerinde gözdesi durumundadır. Sit alanı ilan edildiğinden dolayı bölgede yeni yerleşimlere izin verilmemekle beraber tarihi binalar aslına uygun restore edilerek otel, pansiyon ve restaurant olarak kullanılabilmektedir.

Tarihi havası ve doğasıyla Aristo’nun bile hayran kaldığı Assos, ülkemizin görülmesi gereken değerlerindendir

GEZİLECEK YERLER

Assos
Assos’da görülen kalıntılar m.ö 7. yüzyıla aittir.Bir liman kenti olarak kuraukan Assos’u çevreleyen Helenistik devir surları antikçağdan günümüze gelen en iyi örneklerdendir.
Athena tapınağı
Anadolu’daki bilinen ilk Dor tapınağı olma özelliğini taşıyor. Behramkale’ye özgü taş evler bu tapınağın bulunduğu akropolün eteklerindedir.kuzey ve güneydeki stoalar,gymnasium,meclis binası,agora ve tiyatro görülecek diğer kalıntılardır.

Behramkale Köyü

Antik Assos kentinin kurulduğu tepenin kuzey yamacında bulunan köy, mimarisyle dikkat çekiyor.Ege bölgesinin tipik mimarisinden farklı özellikler gösteren köyün evleri, taş malzemenin en başarılı kullanıldığı örneklerdendir.

Smintheion

Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyünde bulunan kent, Tanrı Apollon’a aittir.Tapınak Lon usulünün en güzel örneklerindendir.
Hüdavendigar Camii

Osmanlı hükümdarı I.Murat tarafından yapılan cami Anadolu’da bilinen ilk alçı mihraplardan birine sahiptir.

NASIL GİDİLİR

Öncelikle Çanakkale iline geliyorsunuz.Otogardan kalkan Ayvacık dolmuşlarıyla önce Ayvacık ilçesine oradan da Behramkale’ye varıyorsunuz.İzmir’den gelenler Edremit güzergahını takip ederek Küçükkuyu’ya oradan da Assos kavşağına varıyorlar.Ankara’dan gelenler Eskişehir-Bursa-Balıkesir ve Edremit güzergahını takip edebilirler.

NE YENİR

Deniz börülcesi
Barbun balığı
Kalamar tava
Metez
Börülce
Tirit
Höşmerim
Sarımsaklı Bulgur, yöreye ait başlıca yemeklerdendir.
Meraklısına duyurulur…

ASSOS’DA NELER YAPABİLİRSİNİZ

Assos’unPırıl pırıl denizinin keyfini çıkarabilirsiniz
Bölgedeki tarihi kalıntıları gezebilirsiniz
Behramkale Köyü’nün harika doğasını keşfedebilirsiniz
Tarihi evlerde kalarak zamanda yolculuk yapabilirsiniz
Yöreye özgü balık ve kalamar çeşitlerinin enfes lezzetine varabilirsiniz.

ARMUTLU, YALOVA




























Adını Bizans İmparatorunun kızı Armodies’den aldığına inanılan Armutlu Yalova’nın kaplıcalarıyla, yeşiliyle ve denizi ile ünlü ilçesidir. 1320 yılında Osmanlı hakimiyetine geçen Armutlu’da Türkler ve Rumlar uzun yıllar bir arada dostane bir hayat sürmüşlerdir.

Marmara Bölgesinde Armutlu Yarımadası’nda bulunan ilçenin doğusunda Gemlik, kuzeyinde Samanlı Dağları, Batısı ve Güney batısında Marmara Denizi bulunmaktadır. Bursa’ya 70, Gemlik’ e 38, Yalova’ya 55 km. uzaklıktadır.
Ekonomisi büyük ölçüde zeytinciliğe, balıkçılığa ve turizme dayalı olan Armutlu aynı zamanda kaplıcalarıyla ün yapmış, Mavi ve yeşilin birleştiği müthiş doğasıyla ön plana çıkan bir tatil beldemizdir.

GEZİLECEK YERLER

Eski Armutlu evleri, Hacı Ali Paşa Camii, Tarihi Köprü, Eski Kitabeli Çeşme, Eski Hamam, Yılanlar Koyu, Ayazma Koyu, İskele Koyu, Dereağzı Koyu, Ahmetköycüğü Koyu, İğdealtı Koyu, tescilli Köprü ve Osmanlı Hamamı Armutlu’nun başlıca gezilmesi gereken yerleridir.

NASIL GİDİLİR

İstanbul’dan Yenikapı ve Bostancı iskelelerinden düzenli olarak kalkan vapurlarla Armutlu’ya ulaşmak mümkün. Karayoluyla gelecek olanlar Yolava otobüs firmalarını tercih edebilirler

NE YENİR

Armutlu’ya özgü zeytin çeşitleri
Her türlü organik sebze ve meyve
Yöreye özgü sahanda yumurta
Yöresel köy ekmeklerinin tadına bakabilirsiniz.
Meraklısına duyurulur…

ARMUTLU’DA NELER YAPABİLİRSİNİZ

Kaplıcalara girerek şifa bulabilirsiniz
Organik ürünlerin tadına bakabilirsiniz
Turizm ve organik tarım cenneti olan Mecidiye köyünü gezebilirsiniz
Yeşilin ve mavinin tadını çıkarabilirsiniz
Eski Armutlu evlerini gezebilir ve tarihi mekanları ziyaret edebilirsiniz
Birbirinden güzel armutlu koylarını gezebilirsiniz.

OLİMPOS, KUMLUCA



































































Olimpos, Antalya'ya 100km. uzaklıkta, Caretta Caretta kaplumbağalarının yavrulama alanı olduğundan sit alanı olarak korunan, genellikle üniversite öğrencilerinin ve sırtçantalı Turistlerin tercih ettiği tatil köyü. Ağaç evleri, çadır mekanı olarak kullanılabilecek açık alanları, Likya Yolu üzerinde bulunması önemli özellikleridir. Beydağları - Olimpos Sahil Milli Parkı sınırları içinde yer alır.

GEZİLECEK YERLER

Olimpos
Çıralı’dan 5-10 dakikalık yürüyüşle ulaşılabilen Olimpos’un kuruluş tarihi bilinmesede günümüze gelen eserlerin çoğu Geç Roma, Erken Bizans devletine tarihleniyor. Akçay deresinin iki yanına kurulu olan kentin en ilginç yapısı ırmak ağzının 150 metre kadar batısında bulunan tapınağa ait kapıdır. Diğer kalıntılar ise pek iyi durumda olmayan köprü, iskele ve hemen hemen tamamı bitki kalıntılarıyla kaplı olan küçük Roma tiyatrosudur.
Olimpos Beydağları Sahil Milli Parkı
Antalya yeni liman yakınından başlayan ve Beydağları’nın sahiline kadar inen sıraları içine alan Olimpos Beydağları Sahil Milli Parkı, sahip olduğu değerlerle de ön plana çıkmaktadır. Kemer ve Kumluca ilçelerini de içine alan milli parkın en önemli özelliği Caretta caretta’larrın yumurtlama alanı olmasıdır. Parkın, 3.2 km. uzunluğundaki sahili, iki kayalık burun ve güneydeki Olimpos antik şehrinden doğan ve yağmurlara bağlı olarak akan nehire sahip.
Yanartaş
230 metre yükseklikteki kayalardan sızan gazın tutuşmasıyla oluşan alevlerin antikçağdan beri hiç sönmediğine inanılıyor. Çıralı’dan yaklaşık yarım saat süren bir tırmanışla varılıyor.
Ulupınar
Phaselis’ten sonra Tekirova’yı geçince ulu çınar ağaçlarının altında suların aktığı yol kıyısındaki mola yeridir. Ulupınar’ın sahip olduğu ormanlık arazi ve debisi yüksek suların bir arada olması bölgeye olan ilgiyi arttırıyor.


NASIL GİDİLİR

Antalya Körfezi’nin batı kıyısında, Kemer ile Adrasan arasında yer alan Olimpos’a ulaşmak için Antalya’dan hareket edildiğinde, Ulupınar’a kadar sahil yolunu izlemek gerekli. Ulupınar’dan güneydoğu yol ayrımında Olimpos levhası karşınıza çıkar. Antalya’dan kalkan minibüslerle Olimpos sapağına kadar gidilebiliyor. Buradan da taksi veya diğer minibüslerle Olimpos’a ulaşılabilir.

NE YENİR

Güveçte kalamar yahnisi
Kavun dondurması
Kalamar tava
Gözleme çeşitleri
Çoban kavurma
Zeytinyağlı sebze yemekleri
Balık çeşitleri, yöreye ait başlıca yemeklerdendir.


WikiPedia

KAPADOKYA













































Kapadokya, (Pers dilinde Katpatuk; “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.

İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi putperestlerin zulmünden kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.
Kapadokya'daki taş formasyonlarının Türkçe'de niçin "Peri bacaları" diye adlandırılmış olduklarını gösteren bir manzara.

Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.

M.Ö. XII. yüzyılda Hitit İmparatorluğu'nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlar. Bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar M.Ö. VI. yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer. Bugün kullanılan Kapadokya adı, Pers dilinde "Güzel Atlar Ülkesi" anlamına geliyor. M.Ö. 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya'da büyük bir dirençle karşılaşır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulur. M.Ö. III. yy. sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlar. M.Ö. I. yy ortalarında Kapadokya Kralları, Romalı generallerin gücüyle atanmakta ve tahttan indirilmektedir. M.S. 17 yılında son Kapadokya kralı ölünce bölge Roma'nın bir eyaleti olur.
Kapadokya'dan bir görünüm
(Uçhisar kalesi, Türkiye)

MS III. yy'da Kapadokya'ya Hıristiyanlar gelir ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi olur. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturur.

IV. yy, daha sonra "Kapadokya'nın Babaları" olarak adlandırılan insanların, dönemi olur. Fakat bölgenin önemi, III. Leon'un ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklasm etkisinde kaldıysa da, ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.

Yine bu dönemlerde, Anadolu'nun Ermenistan'dan Kapadokya'ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep olur. XI. ve XII. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçer. Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terkettiler.

JEOLOJİK OLUŞUM

60 milyon yıl önce 3. Jeolojik devirde Toroslar yükseldi. Kuzeydeki Anadolu Platosu'nun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes, Hasandağı ve ikisinin arasında kalan Göllüdağ, bölgeye lavlar püskürttü. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakasıyla örtüldü. Bazalt çatlayıp parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgârlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı: "Peri bacası".

Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakları ise erozyonla vadilere dönüştü. İlginç şekilli oluştu. Daha sonraları insan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu. Dokuz-on bin yıl öncesine ait yerleşimlerden ilk Hıristiyanların kayalara oydukları kiliselere, büyük ve güvenli yer altı kentlerine kadar uzun bir dönemde büyükana bir uygarlık yaratıldı.
Places of touristic relevance

Bölge günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Paşabağ- Zelve belli başlı görülmesi gereken yerlerdir.Kayalara oyulmuş geleneksel Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler ondokuzuncu yüzyılda yamaçlara ya kayaların ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir. Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. İslam resim sanatını göstermek açısından önemli olan güvercinliklerin bir kısmı manastır veya kilise olarak inşa edilmişlerdir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir. Bölge şarapçılık ve üzüm yetiştiriciliği ile de ünlüdür. Kapadokya'yı eskiden ev olarak kullanıyorlardı.Bu yüzden şimdi kalıntılar çıkartılıyor. Bunlar tarihi eser olarak koruma altına alınıyor.Ve dünyanın en harika yerlerinden birisidir

GEZİLECEK YERLER

Zelve: Avanos'a 5 km, Paşabağlarına 1 km uzaklıktaki Zelve, Aktepe'nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Üç vadiden olaşan Zelve Ören Yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. Vadideki peribacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir.
Zelve, özellikle IX. ve XIII. yüzyılda hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerler de bu yörede verilmiştir.
Çavuşin (Nicephorus Phocas) Kilisesi: Göreme-Avanos yolu kenarında, Göreme'ye 2.5 km uzaklıktadır. Oldukça yüksek tek nefli, beşik tonozlu, üç apsisli olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. 964/965 yıllarına tarihlenmektedir.
Güllüdere (Aziz Agathangelus) Kilisesi: Çavuşin köyüne yaklaşık 2 km uzaklıktaki Güllüdere vadisinin en soldaki kolunda yer alır. Vadinin hemen başlangıcında, solda dik bir yamaç üzerine yapılmıştır.Nef, dikdörtgen planlı, düz tavanlı ve geniş tek apsislidir. VI.-VII. yüzyıla tarihlenen mimariye IX.-X. yüzyılda apsis ilave edilmiştir. Apsisteki iki ya da üç fresk seviyesi apsisin devamlı olarak boyandığını gösterir. Madalyon içinde tahtta oturan İsa'nın sağında ve solunda yer alan İncil yazarlarının sembolleri simetrik olarak resmedilmiştir. Düz tavan, kabartma olarak yapılmış, ortada daire içinde haç, kenarlarda ise palmiye motiflerinin arasında çelenk motifleriyle dekore edilmiştir. Bu şekilde haçı esas alan dekorasyonlar daha çok İkonoklastik Döneme aittir. Kapadokya'da yaşayan halkın haça karşı özel sevgisinden dolayı İkonoklastik Dönem sonrasında da sevilerek yapılan bir motiftir. Çünkü haç Kudüs'teki "Kutsal Haç"ı temsil etmekteydi.
Özkonak Yeraltı Şehri: Avanos'un 14 km uzağında yer alan yeraltı şehri, İdiş dağının kuzey yamaçlarına volkanik granit bünyeli tüf tabakalarının oldukça yoğun olduğu yere yapılmıştır. Geniş alanlara yayılmış olan galeriler birbirlerine tünellerle bağlanmıştır.
Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirlerinden farklı olarak katlar arası haberleşmeyi sağlayacak çok dar ve uzun delikler bulunmaktadır. Düzgün oyulmuş odaların girişleri kapatıldığında havalandırma da bu dar (5cm) ve uzun deliklerle sağlanmıştır. Yine diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak sürgü taşından sonra, tünel üzerine (düşmana kızgın yağ dökmek maksadıyla) delikler oyulmuştur.
Özkonak yeraltı şehrinde Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi hava bacası, su kuyusu, şırahane ve sürgü taşları bulunmaktadır.


NASIL GİDİLİR

Nevşehir'e ulaşım en çok karayoluyla sağlanıyor. Yöreye uzanan yollar genel olarak iyi durumda... En önemli karayolu bağlantısı Ankara-Kayseri.
Bölgeye gitmek için İstanbul 'dan yola çıkmışsanız, otobanı izleyerek keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz. İstanbul – Nevşehir, İzmir – Nevşehir, Ankara – Nevşehir güzergahlarında her gün araç bulunabiliyor. Nevşehir Kapadokya ve Lüks Göreme Turizm gibi yerel firmaların bu güzergahlarda çok sık seferleri var. Yörenin büyük yerleşim birimlerine uzaklıkları ise şöyle: İstanbul-Nevşehir arası 730 km, İzmir-Nevşehir arası 763 km, Ankara- Nevşehir arası 276 km


YÖRESEL YEMEKLER

-Sütlü çorba
-Nohutlu yahni
-Gendime
-Ayva dolması
-Dolaz
-Testi kebabı
-Düğün yemeği
Kapadokya yöresine özgü yemeklerdir.


WikiPedia

SAFRANBOLU












Safranbolu
, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir. Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyindedir. Karabük ilçe merkezinin de 8 km kuzeyinde bulunmaktadır. Safranbolu şehir merkezi ile Karabük il merkezi bitişiktir.

Ev örneklerine, Beypazarı, Göynük, Taraklı, Odunpazarı gibi Türkiye'nin birçok yerinde rastlanan Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evleri ile ünlü olan şehir, bu özelliği sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biridir ve turistik ilgi çekmektedir. Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan alır.

Safranbolu coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca idari ve ticari bir merkez olmuştur. 2007 adrese dayalı nüfus sayımına göre nüfusu 49.821'dir.

Tarihte Paflagonya olarak adlandırılan bölgede bulunur ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Türkler tarafından kesin olarak alınışı 1196 yılındadır. Osmanlı zamanında 17. yüzyılda İstanbul-Sinop yolu üzerinde olması nedeniyle tarihteki en önemli dönemini yaşamıştır.


KÜLTÜR

Safranbolu'nun ünlü evleri 18. ve 19. yüzyıl Türk toplumunun geçmişini, kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan mimarlık bilgisi ile yapılmıştır. Şehirde bulunan yaklaşık 2.000 geleneksel yapıdan 1.008 adeti tescil edilmiş ve yasal koruma altına alınmıştır.

19. yüzyılın sonunda 28 cami, 2 Yunan Ortodoks kilisesi, 13 tekke (Nakşibendiye ve Halvetiye), 2 kütüphane, 2937 öğrencinin eğitim gördüğü 191 okul, 12 medrese, 8 Yunan okulu, 1 telgraf istasyonu, 24 han, 11 hamam, 940 dükkân ve fakirler ve daha çok eski askerler ve akrabaları olan sifilitik hastalar için 1 hastane bulunmaktaydı.[8]

Yaklaşık 3000 yıllık tarihi geçmişinde pek çok uygarlığın yaşadığı şehirde önemli kültürel zenginlikler vardır. Özellikle Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve konaklar ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

UNESCO'nun 17 Aralık 1994'de Dünya Miras Listesi'ne aldığı Safranbolu, Türkiye'de bulunan yaklaşık 50.000 korunması gerekli kültür ve tabiat varlığının 1.125'ini barındırır. Bu nedenle, müze kent durumundadır.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 1975 yılında şehri kentsel sit alanı ilan etmesi akademik çevrelerin ilgisini çekmiş ve bu ilgi zamanla Türkiye dışına da taşmıştır. Turistlerin ilgisi ile 90'ların başından itibaren küçük ve orta ölçekli turistik tesislerin oluşumu başlamıştır ve bu sayede terk edilen konaklar otel ve lokanta gibi yapılara dönüşmüş, anıtsal eserler restore edilmeye başlanmış ve unutulmakta olan el sanatları tekrar canlanmıştır.

Dünya Kültür Mirasına dahil olup sit alanı ilan edilen eski şehir merkezinde 1.008 adet tarihi eser tescil edilmiştir. Bunlar; 1 özel müze, 25 cami, 5 türbe, 8 tarihi çeşme, 5 hamam, 3 han, 1 tarihî saat kulesi, 1 güneş saati ile yüzlerce ev ve konaktır. Bunların dışında höyükler, tarihî köprüler ve kaya mezarları da bulunmaktadır.

Safranbolu'da her yıl Ağustos ayının ikinci haftasında Uluyayla Şenlikleri, Eylül ayında da Altın Safran Belgesel Film Festivali düzenlenmektedir.

Kış ve yaz dönemleri için gezilebilecek, tarihi mekanlarını ziyaret edilebilecek bir yöremizdir. Antik çağlara ait lokantaları da iştah kabartıcı.

WikiPedia